35 sene önce sıcak bir yaz günü…
Tam 35 sene once, 8 yasimi doldurmama 3 gun kala “sanirim” benim icin cok onemli bir donum noktasina taniklik etmis oldum.
Neredeyse ayni senede, 3 ay kadar once, hayatimda ilk defa bulundugum yabanci bir ulkede, beni buyuk bir kazadan kurtaran cok sevgili buyukbabami bir “hickirikta” kaybediyordum. Sene 1975, aylardan Agustos, gunun 15’i… Yaz tatili sebebi ile hepimiz Istanbul’dayiz. Her yaz oldugu gibi Edirne’den, tatil ve anneanne-buyukbaba ziyareti icin Istanbul’a gelmisiz.
Buyukbabam son zamanlarda cok hickiriyor, keyfi yok ama hic de kimseye belli etmiyor… elinden geldigince guclu olmaya ve gorunmeye calisiyor, carsiya pazara gidiyor, guluyor, espriler yapiyor…. Ben o yasimda aslinda onun cok da keyifli olmadigini anlayamiyorum. Zannediyorum ki, her zamanki gibi mutlu, neseli, esprili ve keyfi yerinde…
15 Agustos 1975… Annem ve babamin 16. evlilik yildonumu… Aksam saatlerinde sofra donatilmis, mezeler, yemekler yapilmis, rakilar konmus… Herkes masanin etrafinda toplanmis… Kavun beyaz peynir ve buyukbabamin en sevdigi raki sofrada yerini almis… Hersey mukemmel gorunuyor… Ama havada bir tatsizlik var, her zamanki enerji yok etrafta.. Kadehler sadece bir kere tokusturulmus… Bir sure sonra buyukbabam cok iyi hissetmedigini, sofradan erken kalkmak ve uzanmak istedigini soyluyor. Hic kimse bunu cok normal karsilamasa da, hepimiz saygiyla destekliyoruz.
Sevgili Buyukbabam, emekli ogretmen, emekli Edirne Vakiflar Genel Muduru Ihsan Atac… herkesin iznini isteyip kalkiyor ve yatagina uzaniyor… Ardindan hatirladigim sey ise, neler oldugunu ya da olacagini hissetmisim gibi erkenden girdigim yatagimdan kalkip, son nefesini vermeden once yanina gidip, sarilip optugumdur… Sonra da onu “fiziksel” bedeninde bir daha hic gormedim!! Ama biliyorum ki o ruhi olarak hep benimle, hep benim yanimda… Kim bilir, belki de tamamen bambaska bir bedende surekli benim yanimda…!! Seni seviyorum canim buyukbabam…
Ben, 35 sene sonra bugun, 43 yasimi doldurdugum, olumun ne oldugunu ve olume nasil bir anlayis ile yaklastigimi cok iyi kavradigim su gunlerde, buyukbabacigimin ne kadar da erken aramizdan ayrilmis olmasinin bir sebebi var diyorum! “O” bu yasamdaki, 3. boyuttaki misyonunu yerine getirmisti.. Geride biraktigi hersey ondan bir parca…
O hala bizimle, aramizda..
Seni cok seviyoruz buyukbabacigim…
Sen cok guclu bir isik olarak bizimle olmaya devam ediyorsun…
Huzur icinde uyu!!!


Ordan kalkip, buraya devrilmek, kestirmek, yari gozu acik etrafta neler olup bittigini algilamaya calismak, arada bir hayata heyecan katmak icin kabuklu fistik pesinde kosmak, ya da balik avina cikmak, agza az da olsa tad katmak icin kasenin kenarlarina yapismis dondurmayi yalamak, sonra coookkkk uzun bir sure temizlik yapmak, kapi caldiginda heyecanla bir yerlere saklanmaya calisip sonra kim geldi diye merakla girilen delikten geri cikmak ve misafire kucak acip koklayarak hosgeldin demek, sonra misafire en yakin yere oturup uyur gibi yapip aslinda olan biteni takip etmek, aksam saati kapi onunde sahip beklemek, kapi acildigi anda disari firlayip doya doya gerinmek, komsunun kedisi ile arkadaslik kurmak istemek ama reddedilmek, ustunde durmayip diger kapilari koklamaya calismak, litter kirli ise asla icine girmemek ve temizlik cagrisi yapmak, karakter sahibi olup sadece kendi istekleri ile hareket etmek, ritueller ile yasamak ve bunlarla etrafa nes’e ve mutluluk katmak, acik pencereden disariyi seyredip, kus yakalama istegi ile yanip tutusmak, saatlerce pencere onunde koltuk kenarina pati sallayip disariya bakmak ve pozisyon degistirmemek, her turlu sese karsi hassas olup kulak acmak, taranmaktan nefret etmek, yerde gordugu ufacik bir bocegin arkasindan kosup kistirdigi kosede zevkle mideye indirmek, sonra tekrar doyasiya temizlik yapmak, yaptigi hareketler ile etrafi guldurmek, dertleri tasalari unutmaya yardimci olmak, sahibine sevildigini hissettirmek, opmek istercesine koklamak, veterinere giderken evdeki kedi olmadigini hissetmek ve bir bebek kadar korunmasiz oldugunu anlamak, gidince issiz bir kose bulup gizlenmek istemek ama basarili olamamak, herseye ragmen hic ses cikarmadan masada herseyin bitmesini beklemek ve sabirli olmak, donuste eve gelip kendi kabuguna cekilmek, arada bir verilen treat’ler ile mutlu olmak ve verilen miktar ile yetinmeyi bilmek… Kedi olmak…:)
Gecti 2008 nes’eyle, kavgayla. savasla, coskuyla, umutla
Gitti Maria, gelmez geri